• Posted on May 08, 2012
Istanbul

istanbul

 

Pazartesi gecesi saat 2. Binmişim bir taksiye Şişli üzerinden Tophane’ye doğru gidiyorum. Saçma bir boş vermişlik var üzerimde. Dar  sokaklarda bir kaç ayyaş dışında kimse yok . Bakıyorum taksiciye hiç konuşmuyor. Öyle bir moddayım ki adam beni indirmeden inesim yok. Diyorumki dayıya ”gezdir”. Sanki çok normal bir istekmiş gibi yüzüme bile bakmadan başıyla onaylıyor. Nereye diye sormuyor. Bir sigara yakıyor, bana da uzatıyor. Almıyorum. Eski istanbul’a götürüyor beni. Anlamak için önce burayı gezeceksin der gibi bir ifade var suratında. Etraf sessiz , sabahı bekler gibi bir hava ama şehrin belirsizliğininde insanı çeken bir şeyler var. Ön camdan bakıyorum sadece. Her yer sanki 1000 yıldır aynıymış gibi. Eski istanbul bitiyor, Tarlabaşı’na götürüyor beni. Taksiciye karşı bir şüphem yok. En aydınlık vakitte arabayla girmeyeceğin sokaklara giriyor. Etrafta babaları ile dolaşan çocuklar ,ellerinde oyuncak silahlar  geçerken bize doğrultuyorlar, görevleri belli. Sanki taksici bana bak ne hayatlar var diye göstermek için özellikle getirmiş. Karaköy’e dönüyor, saçma sapan popüler olmuş hanların önünden geçiyoruz. Sonra Galata’da bir tepeye doğru çıkıyoruz. Daha önceden biraz anımsadığım bir yer, güzel manzaralı bir tepe. Bir kaç demlenen kızlı erkekli grup var. Parmağıyla gösteriyor arada gel der gibi. Cihangir’e geçiyor. Buralar eskiden bostandı der gibi bir hale bürünüyor tavrı. Biraz soğuyorum yolculuktan.  Ne yapıyorum diye soruyorum kendime ve Tophane’ye inelim tekrar diyorum. Beni biraz daha dolaştırıp Tophane’ye götürüyor. 70-80TL arası bir şey yazıyor taksimetrede, 100 tl uzatıyorum. İlk defa bir laf edip ”gerek yok” diyor, istemiyor parayı. Neden diye sormuyorum. 200 tl’yi koltuğa bırakıyorum. parayı koyduğumu farkediyor ama çekinmeyeyim diye paraya bakmıyor. Parayı gerçekten istemiyor o anda ,sadece alarak gönlümü yapıyor .  İnerken gözümün içine bir kaç saniye sessiz bir biçimde baktıktan sonra. ”Boşver ” diyor. Biraz daha bekliyorum ve taksiden iniyorum.

İstanbul böyle bir şey işte. Bazen kısa diyaloglar özetliyor ,bazen uzun bir paragraf yetersiz kalıyor ama anladığın zaman zaten şehir kendi kendini tasvir ediyor ve seni bu şehirde ölmeye ikna ediyor.

Paylaşılabilite
  • Posted on April 29, 2012
Snapseed

ilham aldığım insanlar

 

Mark Twain, okulunun eğitimini engellemesine izin vermediği İÇİN,

Annem,  beni her zaman en iyisi olduğuma ikna ettiği İÇİN

Burak Büyükdemir, yolu gösterdiği İÇİN

Chris Martin, müziğin içinde kaybolduğu İÇİN

Steve Jobs, hayal ettiği İÇİN

Martin Luther King, seçilmiş kişi olmadığımı hatırlattığı İÇİN

Nazım Hikmet, adam gibi yaşamayı öğrettiği İÇİN

Eda, anlamadığım konulara sebep verdiği, destek olduğu iÇİN

Mevlana, karşılıksız olanların değerini tekrardan hatırlattığı İÇİN

Zümran Kılıç , özgüvenin ne olduğunu öğrettiği İÇİN

Fady, dinlediği İÇİN

Mustafa Kemal, Dayattığı İÇİN

Daisy, bir çok şey İÇİN

BABAM , yaratacaklarıma fırsat ve imkan verdiği daha önemlisi inandığı İÇİN

Teşekkür ederim.

 

Paylaşılabilite
  • Posted on April 04, 2012
raki3rz

Rakı

http://fizy.org/#s/1d78il

içtiğinde aklına gelmiyorsa kötüdür. efkarın doruklarında olmak değildir mesele. ufak bir tebessüm, mutlu olduğun bir anın aklına gelip yüzünde bir gülümseme bırakmasıdır. diyorum ya bu bile olmuyorsa kötüdür. yaşananlar değersiz, yapılanlar boş, hatıralar siliktir. mucizedir rakı. mucize bile gülümsetemiyorsa seni, efkarlandırmıyorsa tatlı veya sert, değersizdir aklına gelemeyenler. ucuzdur. Continue Reading

Paylaşılabilite
  • Posted on April 02, 2012
photo-(1)1

Apple fizy uygulamasının güncellemesini neden kabul etmiyor?

 

Apple’ın fizy uygulamasının güncellemesini neden kabul etmediği konusu benim için hem global hem de Türkiye’deki yerel internet mantığındaki sıkıntılardan kaynaklanıyor. Bu konuyu daha iyi anlamak için  Mackolik kurucularından Erdem yurdanur’un Dünya Devleti Olmak Ya Da Olmamak: http://wp.me/pAN1n-22 yazısı okunabilir. Continue Reading

Paylaşılabilite
  • Posted on March 25, 2012
kurumsal-sirket-tasima

Girişimciler için kurumsal şirketler iyi mi kötü mü?

 

Bir çok girişimcinin background’ında kurumsal şirketler var. Peki kurumsal şirketler internet girişimcilere ne öğretiyor?

Son yıllarda Tükiye’deki büyük internet şirketlerinin artmasıyla bir çok kurumsal şirketle karşılaşıyoruz. İşlerin artık amatör ruhla yürümediği, işlem hacimlerinin arttığı, şirket sahiplerinin bir çok kararın detayı ve uygulamasıyla ilgilenecek zamanı olmaması sebebiyle internet şirketleri kurumsallaşıyor. Kurumsal şirketlerdeki organizasyon ise genel olarak iş bölümü ve görev tanımlarının doğru yapılması üzerine. Kurumsallık her ne kadar şirketlerin büyümesi ,yapılacak işlerin artması sebebiyle zorunluluktan da olsa bir noktadan sonra istenilse de istenilmese de kesinlikle gerçekleşiyor. Continue Reading

Paylaşılabilite