Pazartesi gecesi saat 2. Binmişim bir taksiye Şişli üzerinden Tophane’ye doğru gidiyorum. Saçma bir boş vermişlik var üzerimde. Dar sokaklarda bir kaç ayyaş dışında kimse yok . Bakıyorum taksiciye hiç konuşmuyor. Öyle bir moddayım ki adam beni indirmeden inesim yok. Diyorumki dayıya ”gezdir”. Sanki çok normal bir istekmiş gibi yüzüme bile bakmadan başıyla onaylıyor. Nereye diye sormuyor. Bir sigara yakıyor, bana da uzatıyor. Almıyorum. Eski istanbul’a götürüyor beni. Anlamak için önce burayı gezeceksin der gibi bir ifade var suratında. Etraf sessiz , sabahı bekler gibi bir hava ama şehrin belirsizliğininde insanı çeken bir şeyler var. Ön camdan bakıyorum sadece. Her yer sanki 1000 yıldır aynıymış gibi. Eski istanbul bitiyor, Tarlabaşı’na götürüyor beni. Taksiciye karşı bir şüphem yok. En aydınlık vakitte arabayla girmeyeceğin sokaklara giriyor. Etrafta babaları ile dolaşan çocuklar ,ellerinde oyuncak silahlar geçerken bize doğrultuyorlar, görevleri belli. Sanki taksici bana bak ne hayatlar var diye göstermek için özellikle getirmiş. Karaköy’e dönüyor, saçma sapan popüler olmuş hanların önünden geçiyoruz. Sonra Galata’da bir tepeye doğru çıkıyoruz. Daha önceden biraz anımsadığım bir yer, güzel manzaralı bir tepe. Bir kaç demlenen kızlı erkekli grup var. Parmağıyla gösteriyor arada gel der gibi. Cihangir’e geçiyor. Buralar eskiden bostandı der gibi bir hale bürünüyor tavrı. Biraz soğuyorum yolculuktan. Ne yapıyorum diye soruyorum kendime ve Tophane’ye inelim tekrar diyorum. Beni biraz daha dolaştırıp Tophane’ye götürüyor. 70-80TL arası bir şey yazıyor taksimetrede, 100 tl uzatıyorum. İlk defa bir laf edip ”gerek yok” diyor, istemiyor parayı. Neden diye sormuyorum. 200 tl’yi koltuğa bırakıyorum. parayı koyduğumu farkediyor ama çekinmeyeyim diye paraya bakmıyor. Parayı gerçekten istemiyor o anda ,sadece alarak gönlümü yapıyor . İnerken gözümün içine bir kaç saniye sessiz bir biçimde baktıktan sonra. ”Boşver ” diyor. Biraz daha bekliyorum ve taksiden iniyorum.
İstanbul böyle bir şey işte. Bazen kısa diyaloglar özetliyor ,bazen uzun bir paragraf yetersiz kalıyor ama anladığın zaman zaten şehir kendi kendini tasvir ediyor ve seni bu şehirde ölmeye ikna ediyor.

